KAHRAMANLAR ÖLMEZ
Rahat uyu Atam. Saygı ve sevgiyle hatırlıyoruz.
Kahramanların doğası insanüstüdür.
Ama Kahramanlar insandır.
Yaşadıkları devirde zorlukları ve güçlükleri insanüstü bir güç ve azimle aşarak içinden çıktıkları insanlığın kahramanı olurlar.
Kahraman aynı zamanda; insanlığın ulaşması gereken bir sonraki *İnsan* olma yüksekliğidir.
Kahramanların insani yönleri her zaman unutulur.
Ne tuhaftır ki insanlar; kahramanların da kendileri gibi insani ihtiyaçları, duyguları ve tutkuları olan insanlar olduğunu kabullenmek istemezler.
Hatta kahramanların insanı yönlerinin bilinmemesi için kahramanları ellerinden geldikçe yüksek bir yerlere tabu olarak yerleştirip özel günlerde hatırlamak üzere saklarlar.
Bu nedenle kahramanlarla ilgili efsaneler, bir insanın asla nasıl olduğuna aklının eremeyeceği masalımsı mitolojik hikâyeler üretilir.
Çünkü bu dünyada insan olmak güçtür.
Güçlük nefsin bizleri götürdüğü çıkmaz sokaklarda ve sapa yokuşlarda bir süre dolanmayı ve “ben” merkezli egolarla göze göz dişe diş bir rekabetin sürdüğü ve insanı özelliklerimiz gün be gün yitirdiğimiz sefilliğimiz aşmanın güçlüğü ve alışkanlık haline gelen konfor alanımızı terk etmenin rahatlığıdır.
Zayıflıklarımıza ve nefsimizin arzuları için nedenlerimiz vardır. Nedenlerimiz nefsimizin yaşamını sürdürdüğü alacakaranlık kuşağıdır.
Eğer kahramanların insan olduğunu kabul edersek, bildiğimiz basit sıradan duyguları hüzünleri acıları arzuları olana insan doğasıyla tezat yapı oluşturacaktır.
Çünkü bizimde bir insanken aynı zamanda bir kahraman olma gibi bir potansiyelimizin olduğu gerçeği nefsimizin kabul edebileceği bir durum değildir. Çünkü kahraman olmak için korkularına endişelerine ölmen ve küçük insan doğanı aşman gerekir.
Her zaman için nefsimizin arzuları doğrultusunda küçük yaşamlarımızda yaşarız. Ve her zaman geçmişi konuşuruz. Gelecekteki başarılarımıza öykünürüz ve bizleri kahramanın getirip geçmişte bıraktığı - yerden ve yükseklikten anlayış olarak - milim ileri gidemeyiz.
Ve işler gün gelip karıştığında; tek dişi kalmış medeni nefsler ülkenin tüm kalelerini zapt ettiklerinde ve tersanelerine girdiklerinde, gaflet-delalet ve hıyanetler ayyuka çıktığında; yine kahramanın gelip bizi karanlıklardan, ihanetlerden, sefillikten ve acizlikten kurtarmasını bekleriz.
Oysa kahramanlar tarihin belirli momentlerinde bir kereye özel; ırkına bir -Anlayışı ve Bilinci sunmak- için gelir. Kısaca ırkını bir bilinç eşiğinin üstüne; gerçekten insanüstü bir imanla, sadakatle, zekâyla, yüksek erdemlerle taşıyan ve hatırlatandır. İnsanlarını ellerinden tutarak bir adım daha aydınlığa götürendir.
Aydınlıkta durmak ve bir kez daha hatırlamak için tarihte yeterli materyal vardır. Geriye kalan görev aydınlıkta durabilmek ve örnek Ol’An kahramanı hissederek hatırlamaktır.
Hatırlanması gereken;
Kahraman olmanın; milletine aşkla hizmetle sadakatle adanmak olduğudur.
Adanmak ve sadakat nefsi Ol’Anın erdemi değildir.
Asil Ruhların faziletidir.
Fazilet karanlığa doğan güneş gibidir.
Ancak asil Ruhlar fazileti taşıyabilir.
Çünkü faziletin yükü ağırdır.
Ve dünyada Hizmet olarak görünüşe çıkar.
Ve hizmet Ruhun yegane erdemi ve mutluluğudur.
Atatürk’ün bizi götürdüğü ve yükselttiği aydınlık bağımsızlık ve özgürlüğün tepeleridir.
Atatürk; özgürlüğün tepelerine milletiyle birlikte çıkmıştır.
Büyük Şef’dir ve Önden Yürüyen’dir. Kahramandır.
Türk Milleti de Ata’sı ile özgürlüğün ve bağımsızlığın tepesine birlikte çıktığı için kahramandır.
Kahraman olmak; insan olmanın binlerce yıllık sefaletini acısını yoksulluğunu, aczinin bilgisini içinde taşımana rağmen yine de onlara biraz ışık biraz özgürlüğü getirebilme adına, ulusuyla birlikte belirli bir niyetle Tarih Sahnesine çıkmanın iradesinde kalarak; insanoğluna ait tüm acizlikleri ve ataleti, sefilliği ve yoksunluğu çaresizliği aşabilmektir.
Kahraman Olmak; insan doğasından getirdiğin korkularına ve insanoğlunun sana ihanetine rağmen, her An’da yine sorumluluğu alarak karanlıklara ve ölümün sınırlarına kendinle birlikte tüm bir milletin ve milletinle birlikte tüm “insanlığın“ özgürlüğü için adım atabilmektir.
Kahraman olmak; Milletinin niyeti için biteviye EYLEMDE olmaktır.
Eylemsiz hizmetin, merhametin ve sevginin; kötülüğün tohumu olduğunu bilerek, az zamanda çok işleri bütün bir milletin en yüksek hayrına başarmaktır. (ki Türk Milletinin niyeti özgürlük ve bağımsızlıktır.)
İnsanlar kahramanları asla asla aralarına almadılar.
Ve kahramanları gibi yaşamadılar.
Ve Kahramanları; bir insan olduğu için ve insan doğasını çok iyi bildiği için geriye YAŞAYAN SÖZLER bıraktı.
Yaşayan Sözler; okundukça kalplerde KAHRAMANLAR ÖLMEZ diye fısıldıyordu.
Ve anlamayana masalı, anlayana ve idrak edene bağımsızlığın ve özgürlüğün ANAHTRINI bir kez daha sunarak işaret parmağı ile milletin bir sonraki hedefini ve önündeki Yüksek Tepeyi gösteriyordu.
Yaşayan Sözler 1
“Silâhı ile olduğu gibi aklı ile de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti, ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur. Milletimizin sâf seciyesi istidat ile doludur.” Mustafa Kemal ATATÜRK - 15 Temmuz 1921
Yaşayan Sözler 2
“Ey Türk Gençliği Birinci Vazifen Türk İstiklalini ve Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
…….
…….
…………muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” Atatürk
Yaşayan Sözler; Ölümsüz Kahraman Atamızdan yansıyarak sonsuz kez yüreklerimize söylendi…
Her An’da Yaşayan Sözleri duyanlara ve gereğini yerine getirenlere Ne Mutlu.
Yazan Nilgün Nart
10.11.2008 İstanbul / Turkiye
(Halen yazmaya devam ettiğim Türk Ol’mak ve Atatürk’ü anlamak kitabımdan alıntıdır. )
Rica; Atatürk ve Türk olmak ile ilgili yazıları izinsiz kullanmayınız lütfen.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder